Spor Günlüğü

Spor Gündemi İle İlgili Haberler, Yorumlar

10 Aug 2008 için Arşiv

Yazılara Yapılan Yorumlar

Yazan: sporgunlugu 10 Ağustos 2008

Bir blog yazarını en sevindiren şey, yazılarının okundugunu gormek. Okuma sayısı arttıkça, insan daha fazla yazmak istiyor.

Arada olumlu veya olumsuz eleştiri alıyorum. Olumlu eleştiriler için teşekkürler. Olumsuz eleştiriler için ise ayırım yapmam gerek. Bazı okuyucular neyi, neden beğenmediklerini açıkça ve adaplarını koruyarak açıklıyorlar. Bazı eleştiriler olaylara başka açılardan bakmamı sağlıyor. Bu tür eleştiri yapan okuyuculara ayrıca teşekkür ederim.

Bazıları ise sadece küfür yazmakla yetiniyorlar. Bitkiden farksız beyinleri düşünme yetisinden yoksun olduğu için hemen küfüre sığınıyorlar. Diyecekleri hiçbir şey yok. Bilgileri yok. Görüşleri yok. Bir düşüncesi olsa bile bunu uygun dille anlatacak kültüre, Türkçe bilgisine, en önemlisi eğitime sahip değil.

Bu insanlar ne kendilerini sinirlendirsinler, ne de vaktimi alsınlar.

O insanlara sinirlenmiyorum. Eleştirilerine gülüp geçiyorum. Ama onlar ve yakınları için üzülüyorum. Hiç tanımadığı birisine rahatça küfreden bir insan kim bilir yakınlarına nasıl davranıyordur. En temel adap kurallarından, toplumsal davranış kurallarından haberi olmayan bu insanların anneleri, babaları nasıl üzülüyorlardır kim bilir! Eminim ki onlar çocuklarını eğitmek için ellerinden geleni yapmışlardır ama toplum çocukları bozabiliyor.

Bu adamlar bana küfretmeden önce “ya ben iki düzgün kelimeyle bir cümle kurabiliyor muyum?” sorusunu kendilerine sorsunlar. Sonra 10′a kadar sayıp öyle yazsınlar.

Yazı kategorisi: Diğer | » yorum bırak;

Bir sıfır da Sedat Artuç’tan

Yazan: sporgunlugu 10 Ağustos 2008

29. Yaz Olimpiyat Oyunları’nda halterde 56 kiloda Sedat Artuç, yarışmayı “sıfır” çekerek tamamladı.

Halter Federasyonu yetkilileri, Artuç’un, Avrupa Şampiyonası’nda meydana gelen kasığındaki sakatlığının son antrenmanda nüksettiğini ve yarışmaya iğneyle çıktığını söylediler.

Artuç, yarışmadan sonra gözyaşları içinde, “yarışma anında aklının hep sakatlığında olduğunu ve iğne yapılan yerin uyuştuğunu” söyledi. Artuç, 6 aydır kampta olduğunu ve onca emekten sonra bu sonucu almaktan dolayı büyük üzüntü duyduğunu bildirdi.

İşin garip tarafı, halter yarışmalarının ikinci gününden sonra bakıyoruz, üç temsilcimizden ikisi sıfır çekmiş. İkisi de sakat sakat yarışmış İkisi de akıllarının hep sakatlıklarında olduğunu belirtmiş.

Sakat oyuncuların yarışmasını kim istiyor?

Sporcu sakat sakat yarışmak isteyebilir. Aylarını, yıllarını Olimpiyatlar için harcamış olan sporcu elbette yarışmak isteyecektir. Özellikle halterde, sporcuların profiline bakıldığı zaman, hayata tutunmak, para kazanmak için ellerinde halterden başka bir şey olmayan, tek umutlarını Olimpiyatlar’da elde edeceği zaferlerin karşılığı olarak alacağı altınlara ve “devlet sporculuğu” sıfatına bağlayan sporcular elbette kendilerini riske atacaklar.

Sporcular piste çıkmak istese bile, spor yöneticileri sakatlık pahasına bile olsa sporcuların piste çıkmalarına nasıl izin verebiliyorlar?

Sakat sporcular, akıllarının sakatlıklarında olduğunu söylüyorlar. Korkuyorlar. Kendileri için endişeleniyorlar. “Hadi koçum! Hadi aslanım! Türksün sen! Gururumuzun! Çık oraya, göster Türk’ün gücünü!” diyerek motivasyonda üst noktaya çıkan Türk yöneticiler, Türkiye’ye ne kadar büyük zarar verdiklerinin farkında değiller mi?

Sporcular için harcanan binlerce YTL, antrenörlerin mesaisinden çalınan onca saat, başka bir sporcunun yetişmesinin önlenmesi ve en kötüsü, madalya umudu olan bir sporcunun büyük ihtimalle kaybedilmesi… Yöneticiler bunların hepsini göze alabiliyorlar.

Bu sorun şimdilik halter federasyonunda yaşanıyor. Önümüzde güreş, atletizm müsabakaları var. Bu dallarda aynı sorunların yaşanması halinde GSGM‘nin spor politikasının gözden geçirilmesi gerek. Kağıt üzerinde federasyonlar özerk olsa bile, işleyişi herkes biliyor. Bu sebeple, başarısızlıklardan sadece ilgili federasyonlar değil, GSGM de sorumlu olacak.

Halter Federasyonu, bugüne kadar ülkemize onlarca altın madalya getirdi. Ne zaman ki doping nedeniyle faaliyetleri askıya alındı ve ardından sıkı bir kontrol altına girdi, madalya sayısı hızla düşmeye başladı. Bu bir tesadüf mü?

Halter Federasyonu Başkanı Hasan Akkuş, dün Nurcan‘a yaptığı eleştirileri Artuç‘a yaptı mı bilmiyorum. Artuç’un sakatlığının nüksetmesi onu sağlam bir eleştiriden korumuş olabilir.

Herkes Olimpiyat ikincisi haltercimizin peşinden gidedursun, Nurcan Taylan ve Sedat Artuç’un açıklamaları akla bazı sorular getiriyor:

1) Nurcan‘ın sakat olmadığını iddia eden yetkililer, onun psikolojik olarak hazırlanması için bilimden faydalanmadılar mı? Uzmanlara, psikologlara danışma gereği duymadılar mı?

2) Türkiye Futbol Federasyonu mentorlardan, spor psikologlarından faydalanırken, dünyanın en büyük spor organizasyonuna katılan Türk delegasyonunda 70′e yakın sporcu için psikolog bulunuyor mu? Bulunuyorsa, bu psikoloğun uzmanlık alanı nedir? Kaç yıllık tecrübesi vardır? Tecrübeden kastımız ise, doğrudan doğruya üst seviye sporcularla ilgilenmektir.

Diğer delegasyonlarda neredeyse her sporcunun kendi mentoru var. Sadece fiziksel değil, zihinsel açıdan hazırlığın da çok önemli olduğu sporda sporcuları her gün takip eden, onların özel sorunlarını da bilen ve onları yarışmaya kadar hazırlayan bu uzmanları Türk takımları ne zaman kadrolarına alacak bilemiyorum.

3) Şampiyonları, derece alanları alkışlayan yöneticilerimiz başarısız sporcularımıza karşı nasıl bir tavır sergiliyorlar? Başarılı derece alındığı zaman medya karşısına çıkan, diğer sporlar hakkında ise tek kelime etmeyen yöneticilerimizin halterde onları hayal kırıklığına uğratan sporcuların yanında, atıcılık, boks, yüzme dalında sporcularımıza yönelik çalışmaları nelerdir? Sporcularımız kendi köşelerine mi çekilmektedirler? Bu büyük yıkımı kaldırmaları için profesyonel destek sağlanmakta mıdır?

4) Bugün medyada, halterde sıfır çeken sporcuların evlerine gönderileceğine dair bir haber vardı. Bu haber GSGM kaynaklı mıdır? “Eve göndermek” gibi bir ifade GSGM yöneticilerine mi aittir? GSGM’nin medya iletişim, halkla ilişkiler departmanı bu tür ifadelerden kaçınmalıdır. Eğer bu ifadeler, ilgili medya kuruluşuna aitse, ilgili haber düzeltilmelidir. Sporcuları değersiz, paçavra gibi gösteren bu tür ifadeler ne GSGM’ye, ne de medya kuruluşlarına yakışmaktadır.

Halter Federasyonu, iki haltercimizi aldıkları başarısız sonuçlar sebebiyle gelecek dönemde milli takımda düşünmüyormuş. Plansız, programsız, kişilere dayanan, sadece başarıya endeksli yönetim sergileyen federasyon, başarısız sonuçların faturasını iki sporcuya keserek bütün günahlarından arınacağını sanıyor. Atina Oyunları rezaletinden sonra görevinden ayrılmayan, her geçen gün yeni skandallara imza atan bir federasyon yönetimi sadece iki sporcuyu göndererek başarı elde edeceğini sanıyorsa yanılıyor.

Halter Federasyonu, GSGM’nin gözde federasyonlarından biri. Bu federasyonun yönetimi bir şekilde görevine devam ediyor. Kulüplerin yapısı ve seçimlerde il müdürlerinin de oy vermesi bu yönetimin değişmesini engelleyecek gibi. Peki halter camiası bütün olanları görmezden gelmekte ısrarlı mı?

Gelecek günleri bekleyelim. Taner Sağır, İzzet İnce ve Bünyamin Sudaş’ın performansları federasyonun başarısı konusunda ölçüt olacaktır. Ancak bu federasyonun doping konusunda sabıkası, zamanın en iyi sporcularından biri olan Halil Mutlu’nun dopingli çıktığı dönemdeki faaliyetleri, derece alamayacağı belli olmasına rağmen Mutlu’ya yatırım yapıp parayı sokağa atması hatırlardan silinmemeli.

Yazı kategorisi: Olimpiyatlar | Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , | » yorum bırak;

Amerikalı Eskrimciler Tarihe Geçtiler

Yazan: sporgunlugu 10 Ağustos 2008

REUTERS/ALY SONG

 

Olimpiyatları’nda eskrim dalında ilk müsabakalar “Bayanlar Ferdi Kılıç” branşında yapıldı.

Amerikalı 3 kılıçcı ilk üç sırayı alarak Olimpiyat tarihine geçti. Finalde, 2004 Atina Olimpiyatları Şampiyonu 23 yaşındaki Mariel Zagunis, şu anda dünya klasmanında birinci sırada bulunan yurttaşı Sada Jacobson’u saldırgan taktiği sayesinde hiç zorlanmadan 15-8 yenerek ABD’nin Pekin Olimpiyatları’ndaki ilk altın madalyasını kazandı. Bronz madalyayı ise üçüncülük maçında Rus Sofiya Velikaya’yı yenen 18 yaşındaki ABD’li Becca Ward elde etti.

17 yaşındaki Tunuslu kılıçcı Azza Besbes ise, Fransız Léonore Perrus’u yenerek, Olimpiyat Oyunları’nda çeyrek finale çıkan ilk Afrikalı bayan eskrimci oldu.

Yazı kategorisi: Eskrim, Olimpiyatlar | Etiketler: , , , , , , , , , | » yorum bırak;

Pekin Olimpiyatları Resmi Televizyonu

Yazan: sporgunlugu 10 Ağustos 2008

Pekin Olimoiyatları’nda ilgilendiği sporları TRT3′ten izleyemeyen, müsabakaları canlı izlemek isteyen, günün özetlerini spiker anlatımı olmadan dilediği kadar seyretmek isteyenlerin http://www.eurovisionsports.tv/olympics/ adresini tıklamaları yeterli.

Bu sitede bütün spor dallarını canlı seyredebilir, günün özetlerini istediğiniz sıklıkta izleyebilir, hatta beğendiğiniz görüntüleri ayrı bir dosyada biriktirebilirsiniz.

Yazı kategorisi: Diğer | Etiketler: , , , , | » yorum bırak;

Muhteşem Başlangıç, Beklenen Son

Yazan: sporgunlugu 10 Ağustos 2008

Ve Oyunlar başladı.

 

Oyunlar, hiç kimsenin beklemediği, bütün dünyanın şaşkınlık ve hayranlıkla, nefeslerini tutarak izlediği, uzun yıllar boyunca konuşulacak bir törenle henüz başlangıcında efsane oldu.

 

Kuş Kafesi’nin muhteşem mimarisi içinde kaybolan izleyiciler, ışıklar eşliğinde yapılan geri sayımdan sonra o ışıkların davullardan geldiğini görünce şaşırdılar. Sonra büyük bir medeniyetin kuruluşunu, gelişimini, icatlarını, kültürünü muhteşem koreografi, uyumlu binlerce dansçı, teknoloji ve insan emeğiyle birleşmiş olağanüstü gösteriler eşliğinde izledik. Belki on dakikada bir binlerce dansçı, göstericin düzen, disiplin içinde yer değiştirirken kameralar bizi renk cümbüşünde gezdirdi.

 

Olimpiyat ateşinin yakılması ise apayrı bir şölendi. Barcelona Oyunları’ndan sonra hiçbir Olimpiyat açılış töreninde izleyicileri bu kadar heyecanlandıran bir sürpriz hazırlanmamıştı. Olimpiyat Şampiyonu Ning Li, gökyüzüne yükselmeye başladığında herkesin soluğu kesildi. Li, stadyumun tepesinde koşmaya (!) başladığında, arkasında ilerleyen ekranda bütün spor dallarını izledik.

 

Töreni izlerken ilginç görüntülere rastladık. Belki sizin de dikkatinizi çekmiştir. On binlerce sporcu, delegasyon üyesi ellerinde bayraklar, fotoğraf makineleri, kameralar ile stadyumu selamlarken; bir delegasyonun üyesi cep telefonuyla konuşmayı tercih etti. Devlet adamları, spor dünyasının önde gelenleri ve delegasyonları izlemeye gelen binlerce seyirciye saygısızlık yapmaktan çekinmeyen bu kişi hangi delegasyondaydı dersiniz? Cevabını tahmin etmişsinizdir: Türk delegasyonu… Bu davranış nasıl nitelendirilir bilmiyorum. Yöneticilerimizin dikkatini çekti mi emin değilim.

 

İlk Madalya, İlk Polemik

 

Olimpiyatların ilk gününde ilk madalyamızı halter dalında aldık. 48 kiloda haltercimiz Sibel Özkan gümüş madalya kazandı.

 

Türkiye, Özkan’ın başarısının tadını çıkaramadan bir polemiğe tanık oldu. Halter Federasyonu Hasan Akkuş, Özkan ile aynı siklette yarışan, 2004 Atina Oyunları şampiyonu haltercimiz Nurcan Taylan’ı ağır dille eleştirdi. Bu eleştiriler o kadar insafsızdı ki, Taylan cevap vermek zorunda kaldı. Gençlik ve Spor genel müdürü Mehmet Atalay da tartışmaya taraf oldu ve Taylan’a destek verdi.

 

Akkuş, hiçbir sakat sporcunun Olimpiyatlara getirilemeyeceğini, bunun etik olmadığını; Taylan’ın bir olimpiyat şampiyonunun geçilemeyeceğine dair saplantısı olduğunu söyledi. Taylan ise, sakatlığının herkes tarafından bilindiğini, kaybedeceğini bile bile podyuma çıktığını ifade etti.

 

Bu olay bir skandal. Bu skandaldan GSGM, halter federasyonu ve Nurcan Taylan hep birlikte sorumlular. Bir oyuncu sakat olduğu bilinmesine rağmen delegasyona dahil edilmek isteniyor. Sakatlığından korkan sporcuyu ikna etmek isteyen yöneticiler onu MR kontrolünden geçiriyorlar. Atalay, bunu açıkça itiraf etti. Hatta Atalay, Taylan’ın yarışamayacak durumda olduğunu da bir şekilde dile getirdi. Taylan, ağrılar hissediyordu. Atalay, bu durum karşısında, Taylan’ın kendilerinin bilmediği ağrıları, sancıları olabileceğini açıkladı.

 

Bir sporcu sakat olduğunu söylüyor. GSGM ve halter federasyonu onu sakat olmadığı konusunda ikna etmeye çalışıyor. Belki zorla testlerden geçiriyorlar. Federasyon başkanı başarı konusunda sporcusuna baskı yapıyor. Bütün bu baskının ardından Taylan göz göre göre delegasyona dahil ediliyor. Sporcu, yarışmadan önce verdiği röportajda sakatlanma pahasına yarışacağını belirtiyor. Milli duyguları, Türk onurları okşanan yöneticiler Taylan’ı motive etmeye çalışıyorlar. Ancak Taylan sıfır çekip Olimpiyat rüyasını sona erdiriyor. Herkesin beklediği bir derece doğal olarak kimseyi şaşırtmadı.

 

Bu başarısızlığın sebebi neydi? Atalay, tüm çabaları ve motivasyonlarına rağmen Nurcan’ı hazırlayamadıklarını, Nurcan’ın başarısızlığının nedeninin yüzde 90 psikolojik olduğunu iddia etti.

 

Peki bu motivasyon nasıl sağlandı? Sakatlığından şüphelenen, sakatlanmaktan korkan bir sporcuyu nasıl motive ettiler? Bir uzmandan faydalandılar mı? Delegasyonda spor psikoloğu, mentor var mı? Bu motivasyon, lisanssız asker futbol antrenörlerinin yaptığı gibi, zafer nidaları, mehter marşları eşliğinde mi sağlandı?

 

Akkuş, Sibel Özkan’ın 2009 yılında Çinli rakibini geçeceğini iddia ederken, gelecek sene Taylan’ın yarışmayacağını belirtmiş oldu. Diğer bir deyişle, Akkuş, 2004 Atina Oyunları’ndaki doping skandallarının ardından kendisini ipten alan bir sporcuyu, ilk başarısızlığında defterden sildiğini ilan etti.

 

Gelecek günlerde sporcularımız başarısız olursa, federasyon yöneticilerinden yeni inciler duyacağız. Başarıyı kendilerine mal eden, başarısızlığı ise sporcusunun üzerine yıkan bu insanlar bir de etikten bahsetmiyor mu! Bugüne kadar her türlü skandala imza atan halter federasyonunun istifa kurumundan haberi olmayan başkanı nasıl olur da etikten bahseder?

 

Başarı hırsı, GSGM, federasyonlar ve başka kurumlardan gelen baskılar sporcularımızı uçuruma sürüklüyor. Türk yöneticilerin motivasyon olarak kabul ettiği davranışlar sporcularımızı daha fazla strese, gerginliğe sürüklüyor.

 

GSGM ve federasyonlar arasındaki görüş faklılıkları da günden güne su yüzüne çıkıyor. Federasyon, sporcusunu suçluyor; GSGM ona sahip çıkıyor.

 

Aynı sorun Süreyya Ayhan Kop olayında da yaşandı. Doping alan birçok sporcu vatan haini ilan edilirken, devlet büyüklerimiz Kop’a destek verdiklerini beyan ettiler. Ancak Kop ve spor teşkilatı hep kavga ettiler. Sonunda ne olduğunu hepimiz biliyoruz. Bir yanda her türlü desteği verdiğini iddia eden GSGM ve federasyon, diğer yanda ise yalnız bırakıldığını söyleyen sporcu… Sonuç? Kariyeri biten bir şampiyon!

 

Umarız halter federasyonu, atletizm federasyonunun yaptığı hayatı yapmaz ve Taylan ile kavga etmez. Onu elinden tutar. Ona maddi ve manevi desteğini verir, gelecek senelerde kariyerine devam edip başarıdan başarıya koşmasında öncü olur.

Yazı kategorisi: Olimpiyatlar | Etiketler: , , , , , , , , | » yorum bırak;