Spor Günlüğü

Spor Gündemi İle İlgili Haberler, Yorumlar

Ercan Saatçi’yi Kim Gazeteci Yaptı?

Posted by sporgunlugu 17 Ocak 2007

Bilumum birçok sıfatı kendinde birleştiren Ercan Saatçi, bir spor yazarının, “Hiç kimse, ’Spor medyası ve yazarları kendini geliştirmeli’ diyen Ertuğrul Özkök’e, müzisyen olan damadı Ercan Saatçi’yi hangi kriterlere göre gazeteci yaptın diye soramadı(!)” demesi üzerine çok sinirlenmiş ve Hürriyet gazetesinden cevap vermiş. Keşke vermez olaymış.

Ertuğrul Özkök mü beni gazeteci yaptı?” başlıklı yazısında, köşe yazılarından alıştığımız türden kısa ve basit cümleler yerine uzun ve içeriği dolu cümleler kuran Saatçi, gülerek okuduğum yazısında kendisini ispatlamak için akla karayı seçmiş ama nafile!

Ercan Saatçi‘nin yazısını okuyunca aklıma birçok soru geldi ama ben sadece yazının içinden çeşitli bölümleri eleştirmekle yetineceğim.

Saatçi, daha yazısının başında tökezlemiş. Yazının başlığı “Ertuğrul Özkök mü beni gazeteci yaptı?” iken, damatlık konusuna açıklama getirdiği ilk noktada “Beni Ertuğrul Özkök spor yazarı yapmadı.” demiş. Bu durumda hemen adama sorarlar: Sen spor yazarı mısın, gazeteci misin? Saatçi, yazısının ilerleyen bölümlerinde spor yazarlığını meslek olarak kabul ediyor ve kendisi gibi tek mesleği spor yazarlığı olmayan kişilerden bazılarını örnek olarak ortaya koyuyor.

Spor yazarlığı gazetecilik değildir. Gazeteciliğin içini bu şekilde boşaltmak onca gazeteciye hakaret olur. Spor yazarlığı bir meslek de değildir. Köşe yazarlığı aslında meslek değildir. Nitekim Türkiye’de bu işin de suyu çıkarılmıştır. Avrupa’daki saygın gazetelerle kendini bir gören ancak tabloid basınının en basit örneklerini sergileyen Hürriyet, Milliyet gibi gazeteler köşe yazarlığını sektör haline getirmişlerdir. Şimdi bazıları çıkıp Avrupa’da köşe yazarlarının yüklü para aldıklarını, çok yüksek meblağlar karşılığında transfer olduklarını iddia edebilirler. Ben de onlara bu kişilerin siyaset bilimci, filozof, hukukçu olduklarını ve köşe yazılarını asıl mesleklerinin bir yan ürünü olarak yazdıklarını söylerim. Onlar bir gün siyaset, bir gün spor yazmazlar. Bu yazarlar bu yazının konusu olan Saatçi‘nin kayınpederi gibi pazar günleri “Damadın evini su bastı. Bize geldiler.” gibi abuk subuk konularla o köşeleri meşgul etmezler.

Spor yazarlarının çoğu eski futbolculardır. İki kelimeyi biraraya getiremeyen, bildik cümleleri tekrarlayıp duran ve kulüplerin güdümünde hareket eden insanlardır. Bir de mahallenin delileri vardır. Onların ne yazdığını anlamak zaten mümkün değildir. Tirajı dikkat çeken gazetelerde Türkçe’yi katlederek yazmaya devam ederler. Bir de marifetmiş gibi kendilerine “deli” demekten de geri kalmazlar. Bunlara en iyi cevabı ekşi sözlük yazarları verir.

Saatçi, henüz yazısının başında kayınpederinden yeteri kadar nemalanamadığından dert yanıyor ve “Ben de Ertuğrul Bey’in lanse ettiği yazarlardan biri olmayı çok isterdim. Ama damat olduğum için bu olamadı maalesef” diyor.

Saatçi’ye yapım şirketleri, D&Rlar yetmiyor mu?

Ertuğrul Özkök, Saatçi‘yi köşesinde lanse etmiyor olabilir ama tüm Doğan grubu onun için çalışıyor. Hürriyet‘in köşe yazarları onun albümlerini övüyor, piyasaya çıkan albümlerde özellikle Ercan Saatçi‘nin ismi ön plana atılıyor. Hatta iş iyice abartılıp, albümü çıkaran isminin belirtilmesi yerine “Ercan Saatçi’nin yapım şirketinden piyasaya çıkacak” ifadesi kullanılabiliyor. Doğan grubu, Saatçi‘ye daha ne kadar çalışabilir?

Saatçi, cevabının dördüncü noktasında, yazarken, Türk spor basınına yenilikler getirmeye çalıştığını; yazı dili ve olaylara bakış açısında hiç kuşkusuz müzisyenliğindeki (burada “ki” ayrı yazılmaz) yaratıcılığın da var olduğunu belirtmiş. Yazısının sekizinci bölümünde ise spora farklı bir gözle, farklı bir açıdan baktığını, hemen her gazetede rastlanacak aynı haberleri yorumlamadığını; zaman zaman sorguladığını bazen de hiçbir yerde olmayan bir haber araştırıp okurlarıyla paylaştığını iddia etmiş.

Saatçi, Türk spor basınına hangi yenilikleri getirmiş? Hiçbir gazetede olmayan hangi gelişmeleri paylaşmış? Hiç denk gelmedim. Onun için varsa yoksa Fenerbahçe…

Saatçi‘nin yazı dili ve olaylara bakış açısı farklıymış. Saatçi’nin 7 Eylül 2006’da Hürriyet gazetesinde yer alan “futbol üç neticeli bir oyun” açıklaması, onun futbolu ne kadar farklı değerlendirdiğini ve yaratıcılığını ortaya koyuyor.

Saatçi, spor yazarlarının profilini çizerken, onların Ben demiştim”in keyfini yaşamak istediklerini ve bunun için de önceden ortaya olasılıklara göre -zaten gerçekleşecek- görüş attıklarını belirtmiş. Aşağıdaki cümle onun değil mi?

İlk bakışta çıkabileceğimiz bir grup gibi gözüküyor. Rakiplerimiz ile Milli Takımımız’ın kalitelerini kıyasladığımızda şansımızın bir hayli fazla olduğu bir gerçek. Ama önemli olan, maçların oynanacağı dönemdeki futbolcuların form grafiği ve uyumu” (29 Ocak 2006)

Bu cümlede Saatçi‘nin izlediği taktik, eleştirdiği yazarların izlediği taktik değil mi?

Daha birçok cümle ortaya koyabilirim ama vaktim yok.

Saatçi, müzisyen kimliğinden de bahsetmiş ve kendisini öve öve bitirememiş. Saatçi‘ye göre, müzisyen kimliği onun gurur kaynağıymış. Türkiye’de dinleyip efkarlanan ya da neşelenen yüzlerce bestenin ve güftenin altında ismi yatıyormuş. Bu konuda yorum yapmak istemem.

Ercan Saatçi‘nin müzisyen kimliği, onun spor yazarlığını ikinci meslek olarak görmesi açısından önemli. Saatçi‘nin yazısını okuduğumda spor yazarlığının Ercan Saatçi‘nin kaçıncı mesleği olduğunu çıkaramadım.

Saatçi diyor ki:

“(Müzisyen kimliğim) ikinci mesleğimin spor yazarlığı olmasını etkilemez elbette. Üstelik benim yapabildiğim birkaç mesleğim daha var. Örneğin, Kayak Federasyonu Basın Sözcüsüyüm, Referans Gazetesi’nde hafta sonları müzik ve eğlence dünyası ekonomisi yazıyorum, Türk Halk Oyunları Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesiyim, müzik şirketi ve reklam ajansı sahibiyim, prodüktörüm, kreatif direktörüm, zaman zaman oyunculuk, bazen de televizyon programları yapıyorum. Yayınlanmış 600’ün üzerinde şarkı sözüm ve bestem var.”

Yapabildiğim birkaç meslek“… Benim bildiğim insanın bir mesleği olur. Ve meslek gelip geçici, arada bir yapılan iş değil, sürekli olarak ve geçimi sağlamak için yapılan faaliyettir.

Ercan Saatçi‘nin mesleklerini inceleyelim:

Kayak Federasyonu basın sözcüsü“: Bu bir meslek midir? Evet, bu sıfat için ayrıca kartvizit bastırılıp dağıtılabilir ama basın sözcülüğü bir meslek değildir. Daha doğrusu, Türkiye’de hiçbir maddi karşılık almaksızın yönetilen Spor Federasyonları’nın basın sözcülüğünü üstlenmek meslek olarak kabul edilemez. Bu durumda, Saatçi‘ye Kayak Federasyonu’ndan ne kadar maaş aldığını sormak lazım. Kayak Federasyonu da hiçbir şekilde basında yer almamasına karşın nasıl olur da Ercan Saatçi‘ye maaş verdiğinin hesabını vermesi gerekir. Ercan Saatçi bu mesleğini gereği gibi yerine getirmiyor. Basında Kayak Federasyonu ile ilgili haber görüyor musunuz?

Türk Halk Oyunları Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi“. Bu da meslek midir?

Referans Gazetesi’nde hafta sonları müzik ve eğlence dünyası ekonomisi yazarlığı“. Köşe yazarlığı meslek değildir.

Müzik şirketi ve reklam ajansı sahibi, prodüktör, kreatif direktör“. Ercan Saatçi’nin başlıca iştigal alanları bunlardır.

Zaman zaman oyunculuk, bazen de televizyon programları yapımcılığı“. “Zaman zaman” denince, bu meslek olmaz. Bu alanlarda Saatçi‘nin yeteneğini ve ortaya çıkan işin kalitesini tartışmak ise sinema ve televizyon eleştirmenlerinin işidir. Bunlar da meslekse!

Spor yazarlığı hakkındaki eleştirilere yönelik tek bir somut cevap vermeyip soyut, idealist cevaplar veren Saatçi‘nin, konuyla tamamen alakasız biçimde bütün sıfatlarını sayması nasıl değerlendirilmeli?

Ercan Saatçi bu kadar meslek (!) ile uğraşırken bir de spor yazarlığı yapması takdir edilmeli.

Ercan Saatçi‘nin, 10 sene boyunca hangi konuya farklı yaklaştığını, hangi gelişmeleri ilk defa kendisinin açıkladığını belirtmesini isterim. Gün ve linkini vererek kendisini eleştirenleri utandırmasını dilerim. Ama benim büyük bir gazetede köşem yok. Saatçi‘nin bu yazıdan haberi olacağı da meçhul.

Ve evet… Bir konuda Ercan Saatçi çok haklı. Kayınpederinin de belirttiği gibi, spor servisleri devrim yapmalı, spor yazarları kendilerini geliştirmeli. Bakalım Esat Yılmaer Hürriyet’te devrim yapabilecek mi?

Son söz olarak da, Ercan Saatçi‘yi eleştiren köşe yazarına da değinmek lazım. Beşiktaşlı köşe yazarı, geçirdiği ağır hastalığın ardından daha sakin olacağına çevresiyle daha fazla kavga etmeye başladı. Oturduğu yerden akıl veren, dilinin kemiği olmayan ve her konuda uzmanlık taslayan bu yazar hangi kritere göre spor yazarı olmuştur. Eski futbolcu olmaktan başka hangi özelliği onu spor yazarı kılabilmiştir?

Onun gibi bazı kişiler ekran karşısında ve gazete köşelerinde akıllarına geleni söylemekte, izleyicileri ve okuyucuları doldurmaktadırlar. Hiçbir faydası olmayan, kahve lakırdısından öte bir anlam taşımayan seminerlerde boy gösteren bu adamlar bilim adamlarının, spor uzmanlarının katıldığı konferanslara çağırıldıklarında ortada gözükmemektedirler. Bu adamlarla sporda şiddet, özerklik, transferler, spor yönetimi gibi konularda aynı masaya oturmak mümkün değildir. Dünyaları futbol olan ama onu da yanlış bilen bu köşe yazarlarının, spor muhabirlerinin en kısa zamanda spor basınından temizlenmesi gerekir desek neye yarar?

Bir Yanıt to “Ercan Saatçi’yi Kim Gazeteci Yaptı?”

  1. damatlık said

    paylaşım için teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: