Spor Günlüğü

Spor Gündemi İle İlgili Haberler, Yorumlar

Yüzsüzlük Seçim Döneminde Üst Noktaya Çıktı

Posted by sporgunlugu 30 Haziran 2007

Türkiye’de her geçen gün siyasetin spora etkisi artıyor. Spor adamları da bu müdaheleden her türlü rantı elde etmeye özen gösteriyorlar.

22 Temmuz’da gerçekleşecek genel seçim yaklaşırken, oy peşinde koşan siyasiler toplumun can damarına basmakta sınır tanımıyorlar. Türkiye Cumhuriyeti’nin bakanları da, modern toplumlarda asla rastlanmayacak populist davranışlarda bulunmaktan çekinmiyorlar.

Bugün Hürriyet gazetesinde yayınlanan “Seçim turları hızlandı, Anadolu kulüplerine ‘talih kuşu’ kondu” başlıklı haberde AKP hükümetinin iki bakanının seçim çalışmaları kapsamında iki futbol takımına maddi yardım yaptıkları belirtiliyor. Habere göre, Spordan Sorumlu Devlet Bakanı Mehmet Ali Şahin, Vakıfbank‘ın Antalyaspor‘a 500.000 YTL’lik reklam desteği sağlamasında aracılık yapmış. Maliye Bakanı Kemal Unakıtan ise Eskişehirspor‘un transfer etmek istediği futbolcular için talep edilen 1.500.ooo YTL’lik bonservis bedellerini ödemiş.

Söz konusu gelişmeler Antalyaspor ve Eskişehirspor‘un Internet sitelerinde de yer alıyor.

Mehmet Ali Şahin‘in hangi yetkiyle Vakıfbank‘ın Antalyaspor‘a reklam destegi sağlamasına aracılık ettiği bilinmiyor. Elbette cevabı belli. Devlet imkanları bazı kulüpler lehine kullanılıyor. Bir bakanın bunu sağlaması çok kolay. Türkiye’de alışılmış bir uygulama. Ancak Spordan Sorumlu Devlet Bakanı’nın Türk spor camiasının her üyesine eşit mesafede yer alması gerekir. Tarafsız ve bağımsız olması gereken bir bakanın bu şekilde davranması insanı endişelendiriyor. Şahin‘in verdiği bu destek, rekabeti olumsuz etkileyecektir. Devletin desteğini alan kulüpler bu gücü kötüye kullanmaktadır. Desteği veren siyasiler de kulüp yönetimine karışmakta, siyasi güçlerini kullanarak ilgili federasyonları, hakem kurullarını etkilemektedirler. Bu, herkesin yakından bildiği ve her an karşımıza çıkan bir durumdur.

Her hükümet, sahip olduğu siyasi gücü spor üzerinde kullanarak güçlerini arttırmayı amaçlamıştır. Bu uygulama AKP döneminde ortaya çıkmamıştır. Ancak ne yazık ki AKP hükümeti ve siyasileri bu gücü en son noktasına kadar kullanmıştır. Futbolda AKP’ye yakın spor kuküpleri birer birer üst lige çıkmışlardır. Futbol dışındaki federasyonların çoğunda AKP’ye yakın kimseler federasyon yönetimlerini ele geçirmiştir.

Antalyaspor ve Eskişehirspor‘a sağlanan destek son olmayacak. Hiçbir hükümet, siyasilerin spora müdahalesini engelleyecek düzenlemeler getirmek istemiyor. Bu konuda hiçbir çalışma bulunmuyor. Milletvekillerinin çoğunun futbol kulüpleri başkanı olduğu, Belediyeler Kanunu tarafından yasaklanmasına rağmen belediyelerinin siyasi rant için profesyone spora müdahale ettiği siyasi oluşumun spor yönetimi konusunda modern çözümler üretmesi beklenemez.

Bu haberlerde dikkat çeken diğer bir nokta ise, hem yardımı yapan siyasilerin hem de yardımı alan kulüplerin yüzsüzlüğünün en üst noktaya çıkmış olması. Alan razı, veren razı! Bu yardımlar da artık medyada yer buluyor. Taraflar bunu marifetmiş gibi yansıtıyor. Siyasiler bu haberlerle seçmenlerine selam gönderirken, yardımlardan nasiplenen kulüpler de rakiplerine bir şekilde gözdağı veriyorlar.

Unakıtan‘ın Eskişehirspor‘a yönelik yardımı ile ilgili habere bakalım.

İmza törenine Unakıtan‘ın katılmasını anlıyorum. Amaca uygun bir davranış. Peki Eskişehir valisinin imza töreninde işi ne? Bu adamın işi gücü yok mu? Bir kulübün futbolcu transfer etmesi valiyi neden ilgilendiriyor? Yoksa protokol kuralları değişti de, valiler bakanlara her yerde eşlik etmek mi zorundalar? Kültür Bakanının valileri azarladığı bir memlekette valiler de artık korkularından ne yapacaklarını şaşırmış olabilirler. Valinin farklı bir amacı olabilir. Bir şehrin en büyük kulübü ile ilgili önemli bir günde ilgili kulübe verilecek destek, devlet-toplum ilişkisinin yakınlaşması, derinleşmesi açısından önem arz ediyordur. Vali, halkla ilişkiler faaliyetleri kapsamında bu imza törenine katılmış olabilir. Hangi olasılık olursa olsun, valinin bu toplantıya katılması abesle iştigaldir. Modern toplumlarda bunun örneği bulunmamaktadır.

Haberde iki ilginç nokta daha var. Eskişehirspor Başkanı Hatipoğlu, Unakıtan‘ın transferler ve tesisler konusunda yardım ettiğine değinmiş. Hatipoğlu şu ilginç açıklamayı yapmış: “(Unakıtan) hiç vaat vermedi, söz verdi ve yerine getirdi. Biz kulübü siyasi olarak kullandırmıyoruz, diğer milletvekilleri adayları veya kurumlar bize destek sözü verdiler de biz mi geri çevirdik? Bütün partilere Eskişehirspor eşit mesafede yaklaşıyor, yeter ki Eskişehirspor´a sahip çıksınlar.

Unakıtan vaat vermemiş ama söz vermiş. Hatipoğlu‘nun Türkçe kelime bilgisinin düzeyini bilmiyorum. Ya Türkçe bilmiyor ya da insanları aptal zannediyor.

Eskişehirspor, kulübü siyasi olarak kullandırmıyormuş. Kendilerine destek sözü veren bütün milletvekili adaylarını asla reddetmezlermiş; bütün partilere eşit mesafedelermiş.

Antalyaspor, siyaseti kendi çıkarlarına kullanmak konusunda altyapı oluşturmuş. Bütün partileri de bu pastadan pay kapmaya davet ediyor. Ama bu konuda biraz cahil veya saf oldukları düşünülebilir. Diğer siyasi partilerden alınacak destek, Eskişehirspor’u yüzsüz, çıkarcı hale getirecektir. Ayrıca iktidar partisi bu gelişmelerden memnun olmayacaktır. Eskişehirspor kendisini ateşe atmayı göze alabilir mi? Sanırım, evet. Rüzgar her an yön değiştirebilir. Bütün partilerle iyi ilişki kurmak çok önemli. Zira bu destek sadece kulübe maddi kazanç sağlamakla kalmayacak; kulübün devlete karşı yükümlülüklerinde çıkar sağlayacaktır. Kulübün devlet kurumlarıyla ilişkisinin iyi olması, kulübü imtiyazlı hale getirecektir.

Siyasilerin desteğinin varabileceği noktaya en güzel örnek, Unakıtan‘ın açıklamasında kendisini göstermektedir. Unakıtan, “Serdar kardeşimiz güzel futbol oynuyormuş araştırdım öğrendim, tabi talipleri de çok olmuş, kafası karışmış.Ama bariyerleri ben koydum yolu Eskişehirspor´a çıkardım” demiş. Unakıtan ne tür bariyerler koymuş olabilir? Transfer piyasasını karıştıran, futbolcu Serdar‘a teklif yapan diğer kulüpleri maliye denetimi ile tehdit etmiş olabilir mi? Siyasi gücünü tehdit olarak mı kullanmıştır?

Görüldüğü üzere, ne siyasilerde ne de spor kulüplerinde ahlak anlayışı yer almaktadır. Yüzsüzlük, seçimler yaklaştıkça en üst seviyeye ulaştı. Spor yazarları da akıllarını sadece Türkiye Futbol Federasyonu yönetimi, Roberto Carlos, Lincoln ile bozdukları için bu konularda yazmamaktadırlar. Belki de siyasilere hoş görünmek istiyorlardır. Ya da sadece korkuyorlardır. Son ihtimale inanmak güç. Sadece çıkar ilişkisi söz konusu olsa gerek.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
%d blogcu bunu beğendi: